Aids ve Aşk
Sahile doğru oturmuş gözlerimizin içine bakıyoruz.Mavi gözlerine baktıkça içlerine dalıyorum.Birşeyler hatırlıyorum geçmişimden.Oda beni seyre dalmış saatlerce birbirimize bakıyoruz.Nedeni yok.Birbirimize aşığız bütün bir ömrümüzü böyle bakışıp,sevişerek geçirsek ve sevişmekten nefessiz kalıp ölsek eminim ikimizde yaşadığımız hayattan memnun gideriz öbür diyara.Deli gibi sevişecek olsak hani.
Çok güzel bir kız.Öyle güzel ki yüzüne bakmaktan ne yapacağınızı unutursunuz.Böyle bir kızla sevişemezdim.İçimden ona zarar vereceğimi zannederim yani onu öyle seviyorum ki...
Lakin bir gün yanıma aidsle geliyor.Aşkın en büyük düşmanıyla.Artık o masum gözlerine bakıp geçmişi hatırladığım zarif beden gitgide morarcak çirkinleşip cehenneme hazır bir hal alıcak.
İşte bu gözlerimin önüne gelince azraile kızıyorum.Nasıl bir hastalığın arkasına geçip kendini masum göstererek böyle bir güzelliği kanlar içinde bırakacak ve sonra tekrar kainatın en yüce yaratığına eşsiz acılar yaşatacak.Nasıl buna cesaret edecek.Ellerimden hergün kayan bir güzellik ve bunun eşsiz acısını çekmeye mahkum bir zavallı.Kendimi uğruna feda etmekten korkuyorum.Ölmekten.Fakat hergeçen gün o biraz daha çirkinleşecek ve bu güzellikten geriye mosmor bir çirkinlik kalacak.ve onu gördükçe hep biraz daha ondan iğreneceğim.
Bir anda bütün bunlar aklımdan geçti.Hergün ondan biraz daha nefret etmek istemiyordum.
Ağzından dökülen sözcükler işte bunlar:
-"Seni çok seviyorum ve ölene kadar seveceğim.Benden nefret etmeni istemiyorum bu yüzden lütfen beni ziyaret etme yalnız başıma ölmek istiyorum.Morarmış vücudumu görmeni istemiyorum."ağlayarak uzaklaşıyor.
Üç gün geçiriyorum onsuz ve artık tahammül edemiyorum.Gitgide ona acımaya başlıyorum.Böyle bir güzellik nasıl olurda acılar içinde ölür.
Bir gece sarılıp gözlerimizin içine baktığımız yere gidiyorum.Gözlerimin önünde onu görüyorum.Yanına oturuyorum.Gözlerine bakıyorum ağlamaktan kızarmış fakat aynı güzelliği temsil ediyor.Başını bana dönzeriyorum bir hıçkırık.Ardından ellerimi uzatıp başını kavrıyorum.Saçlarını okşayıp sarılıyorum beline.Hiç konuşmuyoruz.Onunla beraber ölmeyi göze alabilir miyim? diye düşünüyorum.İçimdeki aşk evet diyor.Kendimi bırakıyorum ölü gibi.Vücudum irademi ele geçiriyor.Başından tutup kendime çekiyorum.Dudaklarına bırakıyorum ağzımı.Ağlayarak suluyoruz yüreğimizi.Ağlarken sevişiyoruz.Çıldırmışçasına nefes almaya başlıyorum.Ölümün eline kendimi bırakıyorum yavaş yavaş.O soğukluğu hissediyorum.Ama artık damarlarımda ölüm geziyor.
Ölüm günü gelene kadar sevişiyoruz.Bir yandan aşkın birbirine tutsak ettiği, diğer yandan azrailin ayırdığı iki masumuz.Her gün aynı yerde buluşup birbirimizi bırakıyoruz vücutlarımıza.
Bir ara durup bana şöyle diyor:
-Öldüğüm zaman tabutumun başına gelme.Lütfen.Senden sadece bunu istiyorum.
O günden sonra hergün sevişiyoruz.Durmadan hiç bıkmıyoruz birbirimizden.İki hafta gelmiyor.Benimde vücudum morarıyor hafiften.Gözlüyorum yolu lakin azrail çıkmış saklandığı yerden.Gidiyorum tabutuna başında iki iyi insan.
Tekrar acıyorum bu masum bedene.
Ben hariç hiç seveni olmadan gidiyor öte aleme Dayanamıyorum bende zaten daha fazla
Alıyorum son nefesimi hançerin ucunda...
Furkan Şenel
ALINTI
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
http://www.hikayeler.net/yazilar/118016/aids-ve-ask/
bu yazarın adı furkan seneldir
Yorum Gönder