26 Mayıs 2009 Salı

Bu sükûn ölmek için mi sessizce?

Bu sükûn ölmek için mi sessizce?
Ne güzel bu yağış göklerden gece
Rabbim ne güzel gecelerin!"

Gece gizemdir bende örtüye bürünmüş bir güzel. Sırlarla dolu. Kat kat perdeler dağlar vadiler esrar ardına gizlenmiş bir hakikat deryasının önüne çekilmiş bir sütre imajı uyandırır. Yıldızlar ve ay bu esrara insanı ulaştırma yolunda önemli alâmetler gibiymiş hissi verir. Geceleyin dünyanın insana daha çekici gelmesinin ardında bir hikmet olmalı. Aynı mekâna bu cazibeyi yükleyen dünya ile insan ruhu arasına bir çekicilik ekleyen gece yürüdükçe açılan bir yol olur. İnsan farkına varırsa gecenin esrarı içindeki bu yürüyüş aslında insanın içine ruhuna doğru bir yürüyüştür. İnsan da en fazlasıyla gece kadar esrarlı ve meçhul bir yaratıktır. Bu benzerliği insana özellikle de ruhunun farkına varabilmiş insana geceyi çekici kılmaktadır. Gece olunca insan ruhu ile arasındaki dünyevî engellerden mümkün olduğu kadar sıyrılmakta ve yüreğinin sesini dinleyebilmektedir. Gece ki her yönüyle insandaki duyarlılığın arttığı bir zamandır. Gece bir konser yazda ağustos böceğinden. Gece çobanların uyanık olduğu zamanlarda yüreğini kavalında dile getirerek müziğin ince ve derin ezgisi gecenin sessizliğinde tabiata şerha şerha yayılırken uyanık olursanız tabiatın içindeki bu eşsiz konseri dinlemenin bir bahtiyarlık olduğunu müşahede edeceksiniz. Bir defa böyle bir konsere geceye; koyunların çan sesiyle beraber yayılan bir yaz gecesinde çobanın kavalından dağılan müziğe kaptırdım kendimi. Hâlâ bu konser canlanır durur hafızamda. Mekânın otantikliği ve gecenin içinde hiçbir sesin kaybolmamasıydı elbette beni bu kadar etkileyen. Çobana oldukça uzaktım. Gündüz olsaydı zaten o ses bana kadar ulaşmazdı.

Gecenin bereketini en çok da kış aylarında görüyorum. Kışın uzun uzun geceleri her şeyi yapmaya imkân veriyor. Erkenden akşam olması ve sıcacık evinizde sobanın başında; bir taraftan kestanelerin patlamasını duyarken diğer taraftan camlarda hissedilen yağmur ve yaz günlerinin gecelerinin aceleciliğine inat ağır ağır ilerleyen zamanla ve kendinizle başbaşa kalmaya bolca vakit. Kışın bitişi bende hüzne yaklaşmadır. Kışın o uzun zaman dilimlerinde ne yapabildimse ne okuyabildimse ne kadar hayal kurabildimse odur. Yaz gelir bir telâş bir telâş akşam ve ardından hemen gece yarısı. Bir de insanı bezdiren sıcaklar eklenince güzün ardından gelecek kış günlerini özler dururum. Mevsimlerin içinde belki umumî kanaatle en sevimsizi kıştır ama ben nedense kışı ve sonbaharı severim. Solgun rengi olan bir parkta düşen her yaprakla hüzünlenmek ve ardından dalları bembeyaz yerlere uzanan ağaçlar arasında tabiatın sessizliğini dinlemek. Dünyanın şarkısıdır aslında o demlerde dinlenen. Kışın tabiatı dinleriz gecede kendimizi. Uzun uzun hayaller kurarız. Tabiat şartları yaşama alanımızı daralttıkça hayal ufkumuz genişler. Dışta daralmaya inat içte gelişme...

Gece yürüdüğümüz anda adımlarımızın en küçük sesini dahi duyabilme imkânını hazırlar bize. Gecenin bir bereketi olsa gerektir gecenin sayısız bereketlerinden birisi olarak. Uyanık gönüllerin yakalayabildiği bir bereket.

Gece bizi esrarengiz bir sevgili olarak kendisine çağırır.

Gece semadaki renk cümbüşüyle insana Yaratıcı'sını hatırlatır.

Gece rahatlığın güzelleşmesi ve aydınlıkların hazırlayıcısı.

Gece rahmet meleklerinin yeryüzüne inme vakti. Uyanık gönüllerin Rabbine yakarışı.

Gece ölüm.

Gece kararmış ruhlara kasvet aydınlık ruhlara gönüller arasında açılan kapı.

Gece bereket.

Gece okumasını bilene uzun bir şiirdir ki nice şiirler ilham etmiştir şairlere. Gecenin en güzel yanı sabahın rahmeti...

Şu lâciverde gömülü huzur
Bir siyah salkımın içindeki nur
Bu karanlıklar billûr billûr
Rabbim ne güzel gecelerin!"
------------
alıntı http://www.uslanmam.com/deneme-hikaye/102626-gecenin-bereketi.html

Hiç yorum yok: