25 Haziran 2010 Cuma

Ben Senin İçin

Ben Senin İçin


Ben senin için ölümü erteledim

Bu kadar masum bu kadar günahsızken

Ne meşakkatli iştir bilir misin?

Kalkacak ikinci treni beklemek

Daha gitmeden öbürü istasyondan



Ben senin için yaşamı erteledim

Yetiştirmeye çalıştım hep vakti gecikenleri

Bekleyip durdum benden evvel

Ya da habersizken gidenleri



Ben senin için hayallerimi erteledim

Ne kavgaya tutuştum maden ocaklarında

Ne de göçükte kaldım grizu patlamalarında

Ne sorgulandık bir gece vakti

Bilinmeyen bir yerde

Ve

Özenmedim Che Guevara’nın öykülerine

Dik duruşlarını hiçe saydım, bir şafak vakti

İpe çekilenlerin



Okul önlerinde bekleşen babasız çocukların masumiyeti

Kolunu hızara kaptıran doğramacı ustası

Ve şişelere sığınan sarhoş bedenler

İlgilendirmedi hiç beni

Ben senin için insafımı erteledim



Bir gece vakti eve dönüşümde

Korkup paniklemedim kendi ayak seslerimden

Geçerken dar sokağından o ıssız kentin

Zamansız çalan korna sesleri

Ya da ansızın bir bekçi düdüğünün tiz sesi

Tedirgin etmedi beni

Geçen itfaiyenin bizim yangınlara

Gitmiş olma ihtimali aklıma gelmedi hiç

Ben senin için korkularımı erteledim



Maç çıkışı bir fanatiğin muhtemel hedefi olup

Saldırıya uğramadım kalabalıklarda

Ya da kırmızı ışığı ihlal edip geçebilme becerim olmadı karşı caddeye

On altı metresine mavi denizin

Tüpsüz dalabilme şansımı kullanamadım

Ben senin için risklerimi erteledim



Vapur düdüklerinden etkilenip

Atmadım kendimi bir mor takanın güvertesine

Ağ kokularını yaşlı balıkçıların hikâyesinden bilirim

Hırçınlıklarına aldırmayıp denizin

Kavgasında yenik düşmüş tayfaların

Aldırmadım bakışlarındaki kine

Ve kıyıda bekleyen yavukluların yürek yangılarında

Hasretlenmedim hiç

Ben senin için merhametimi erteledim



Ve ekin tarlalarında orak sallayan ırgat kızların

Alnında birikip toprağa düşen iki damla ter

Anlamlı durmadı yüreğimde

Çobanlarının sıhhiye, kocakarılarının ebelik yaptığı

Bir köyde bulunmadım

Ağıtlarını söylemedim çığ altında kalanların

Anam hiçbir kardeşimi bir kış gecesi

Atlı kızakta doğurmadı kasaba yolunda

Kurt ulumaları eşliğinde

İnce hastalıktan kimse ölmedi bizim hanede

Su savaşlarına katılıp heder olmadım köy meydanlarında



Ve ben filmlerden bilirim bütün bunları

Senin için ülkesiz kaldım

Senin için öz vatanımda sürgün oldum

Sevda hikâyelerim yoksa gençlik günlerimden

Ve ben aslında…

Hiç gelmedim dünyaya belki de



Ömrümü geleceğine sermaye sayıp

Koca bir yaşamı sabote ettim

Coplasınlar seni de beni de oğul

Coplasınlar ulan!

Sürgünler yaşamayasın öz vatanında

Kırsınlar her iki kolunu bilekten

Dönüp bakarsam namerdim

Ben senin için insanlığımı erteledim



İşte o an ölümden de beter öldüm ben.



Rıfat Gürsoy

Hiç yorum yok: