16 Eylül 2009 Çarşamba

sevdiğime söyle

Ey gece,
sevdiğime söyle,
yanındayım ben hep,
onunla yüreğim, ellerim, gözlerim.
Ara sıra, o da düşünsün beni,
karanlık çöktüğünde.
Kimbilir,
bir yıldızda birleşir yüreklerimiz belki de...




Ey rüzgâr,
sevdiğime söyle,
sen savururken umutları,
diyardan diyara,
toplasın yerlerden hayallerimi,
bassın bağrına sevgiyle...
Kimbilir,
hayaller gerçekleşir belki,
onun eli değdiğinde...




Ey yağmur,
sevdiğime söyle,
her toprağa düştüğünde sen,
gözlerim eşlik eder sana,
bilsin, ona söyle.
Bilsin ki,
her yağmurda hatırlasın beni,
tutsun damlaları, yüzüne sürsün,
öpsün damlalar gözlerinden özlemle...




Ey deniz,
sevdiğime söyle,
Köpük köpük sahiline vurduğumu.
Unutmasın bıraktığı yerde durduğumu.
Her martı çığlığında, çınlasın sesim,
yüreğinin en derinlerinde...




Ey hayat,
sevdiğime söyle,
onsuz bir anlamın olmadığını.
Söyle ona,
deli divane bir gönlün,
kuytularda ağladığını.
Ve
Onu unutmadığını,
Unutmayacağını...


alıntı

Annem Haklıymış...

ANNEM HAKLIYMIŞ..........

Annem derdi ki: “Terli terli su içme ”
İçten içe kızardım ona
Oyunun en tatlı yerinde
Bu müdahale de niye?
Hastalanınca anlardım ki!
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Sakın geç kalma”
Meraklanırmış sonra
İçten içe hayıflanırdım ona
Gidenin dönmesini beklerken anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Odanı dağıtma”
İçten içe karşı gelirdim ona
Toparlamayı erteleyip dururken
Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin”
İçten içe önemsemezdim bakışlarımla
Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Tek kişilik yaşama”
Diğer türlüsü bencillik olur
Sevilmezmişim sonra
İçten içe güler geçerdim bu kelâma
Yalnızlık ağır gelmeye başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma”
İçten içe burun kıvırırdım ona
Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip
Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha”
İçten içe sitemkâr davranırdım ona
Yüzümdeki çizgiler
Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala”
İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona
Hayatımı sorgulamaya başlayıp
Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Bu sözlerimi kullan, yabana atma”
Şimdi…
İçten içe teşekkür ediyorum ona
Çünkü…
Ben de bir anneyim
Bana miras kalan bu cümleleri sarf ederken bileceğim ki !
Ben haklıyım

anneden gelinlik kızına mektup

Yavrum! Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak
bazı
tavsiyelerde bulunacağım. Bu tavsiyelerimi iyice öğrenip gerektiği
şekilde
hareket edersen, hayatın boyunca rahat edersin. Kocanla aranız hiçbir
zaman
bozulmaz. Bu dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi ahirette de ebedi
saadete ulaşırsın.



1- Kanaatkar ol! Yani, kocan tarafından getirilen yiyecek ve giyecek
her
şeyi memnuniyetle, severek kabul et. Çünkü, kanaat, kalbi huzura
kavuşturur.


2- Söylenenleri daima iyi dinle ve her zaman kocanın meşru sözlerine,
isteklerine itaat üzere bulun. Kocana itiraz etme, karşı gelme. Onunla
kaynaşmaya gayret göster. Bu şekilde hareketlerin aynı zamanda,
Cenab-ı
Hakkın rızasına da uygun olur.

3- Kocanın göreceği her yere, itina ve ihtimam göster. Gözüne çirkin
bir
şeyin ilişmesinden sakın. Dış görünüş içe, kalbe de tesir eder. Evin
her
zaman temiz, bakımlı ve güzel kokulu olsun.

4- Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin. Yemeğini
adeti
nasılsa ona göre hazırlamalısın. Vaktinde uyuması için işlerini
zamanında
bitir. Çünkü açlık insanı huysuz eder. Uykusuzluk ise, öfkelenmeye
sebep
olur.

5- Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Mal ve eşyayı koruman senin
iyi

bildiğini gösterir. Yaptığın işleri, iyilikleri başına kakma! Başa
kakarsan,
iyilik fayda yerine zarar getirir.

6- Eşinin yakınlarına iyi davranışta bulun. Güzel davranışta bulun ki,
o da
senin yakınlarına iyi davransın. Gülü seven dikenine de katlanmalıdır.
Zaten
dünyada ni'metler ve sıkıntılar beraber bulunur. Kocanın evde,
çocuklarına,
yakınlarına karşı otoritesini sarsacak, onu küçük düşürecek söz ve
hareketlerde sakın bulunma!

7- Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme. Eğer sırlarını etrafa
yayacak
olursan, sana darılır. Vefasızlık etmeyeceğinden bile emin olmaz.
Sevgide
azalma olur.

8- Eşine hürmette, isteklerini yerine getirmede kusur etmemelisin.
Sözlerinin aksini söyleyerek, ona karşı gelmemelisin. Eğer karşı
gelir,
isyan edersen, kızıp öfkelenmesine, hatta düşmanca hareket etmesine
sebep
olursun. Eşinin, üzüntülü ve kederli zamanlarında sen de öyle görün!
Onun
üzüntüsünü onunla paylaş. O neşeli ise sen de neşeli görünmeye çalış.

9- Kocana ne kadar hürmet ve tazimde bulunursan, kendini ona o kadar
çok
sevdirirsin. Rızasına ne derece uygun hareket edersen, o nispette
sevgisini
kazanırsın.

10- Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme!
Bu
hem senin, hem de onun helâkına sebep olur. Nitekim sevgili
Peygamberimiz
>buyuruyor ki: "Bir zaman gelir ki, adamın helâkı, hanımının, ana-
babasının
ve çocuğunun elinden olur. Onu fakirlikle ayıplarlar, gücünün
yetmediği
tekliflerde, isteklerde bulunurlar. Böylece o kimse, bu istekleri
temin
için
dininin gideceği yollara sapar ve helak olur."

11- Kadının güzel huylusu, saliha olanı, eşine Cennet nimetidir.
Kötüsü,
şerlisi de Cehennem azabından sayılır. Sen kocana Cennet ni'meti ol!
Azab
çektirme! Bunları yapabilmen ancak, onun isteklerini kendi
isteklerine,
onun
rızasını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir.

Hep kendi istek ve arzularını ön plana çıkartırsan, bu nasihatleri
tutabilmen mümkün olmaz." Devletlerde, milletlerde, iş yerlerinde,
ailelerde
huzurun sağlanabilmesi için, son sözü bir kişinin söylemesi lazımdır.

Her kafadan bir ses çıkarsı huzur olmaz. Allahü teala, alide son sözü
söylemeği erkeğe vermiştir. Cenab-ı Hak, Kur'an-ı kerimde, erkekleri
kadınlar üzerine hakim kıldığını bildirmiştir. Nisa Suresinin
34.ayetinde,
"Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler."buyurulmuştur. Bunun için
kadın,
düşüncesini söylemeli fakat son sözü kocasına bırakmalıdır.

Erkek yanlış bile yapsa, dine uygun yapıldığı için, Allahü tela o işin
>neticesini hayra çevirir. Evde senin dediğin, benim dediğim olacak
kavgası
olursa o evde huzur olmaz. Nasıl ki, bir erkek işyerinde, potronunu
memnun
etmek için çalışıyorsa; bu iş yerinde kalabilmesi için, potronun
memnun
olmasının şart olduğunu, iş huzurunun buna bağlı olduğunu biliyorsa;
kadın
da, kendi rahatı huzuru için bütün gücü ile kocasını memnun etmek için
çalışması lazımdır.
Kocasının, memnun olması rahat olması, kadının da rahat, huzurlu
olması
demektir.
Bu, kadın tarafından kabullenip tatbik edilmedikçe ailede huzur olmaz.


Bunları yapacak bir kız varmı merak ediyorum grup arkadaşların
yorumlarını
bekliyorum.
Siz eşiniz için bunları yaparmısınız

Alıntı

Gelirsen Bir Daha Sadece Kendini Getir Bana

Gelirsen Bir Daha Sadece Kendini Getir Bana
Gelirsen pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutluluğu asmalısın sol omzuna. Bakışlarına kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür tuzaktan arınarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük parmakların, avuçlarının içiyse her dem ıslak olmalı.

Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacağım umut dolu gözbebeklerini de almalısın yanına. Bir ceylanı bile kıskandıracak o nefis yürüyüşünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüşlerini de almalısın yanına ve akmalısın yüreğime daha ilk merhaba demek için hazırlık yaptığım anda.

Ardında bıraktığın sözcüklerin tümünü silerek hafızandan, o öpmeye kıyamadığım ak alnınla gelmelisin. Güneşi getirmelisin gelirken, karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz karanlığı. Hayatla başa çıkabilecek kadar sert, en küçük kırılmada parçalanacak kadar yumuşak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen.

Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar yırtıcı olmalısın yola çıktığın andan itibaren. Seni dinleme zevkini de getirmelisin bana, dudaklarından dökülen her sözcüğü içmeliyim kana kana.

Fesleğen kokulu saçlarınla gel gelirsen ve içinden topladığın çiçeklerini ver bana. Yüreğinden sessizce süzülen nehirlerini getir bana, utangaçlıklarını, sokulganlıklarını, çılgınlıklarını da yanına yoldaş yaparak.

Ama neyse sen bana aldırma. Unut yukarıda istediklerimin tümünü.

…”Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana

9 Eylül 2009 Çarşamba

ben seni sensiz sevdim

Ben seni severken
Sen yanımda yoktun ki!
Ben seni özlerken
Sen bilmiyordun ki!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen yokken bakışların vardı
Beynime kazınmış
Nereye baksam oradaydılar,
Ben seni sensiz sevdim..
Göremesem de, rüyamdaydın,
Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin
Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.
Sen bile!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da, hayalin vardı,
Sen olmasan da, şarkılar vardı;
Seni hatırlatan...
Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da,yıldızlar vardı,
Sen olmasan da,bulutlar vardı,
Sen olmasan da,günbatımları vardı,
Sen olmasan da,denizler vardı...
Ben seni sensiz sevdim...
Aslında sen hep vardın,
Aynı şehirde,aynı sokakta,
“Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama;
Ben seni sensiz sevdim...
Ne olurdu sende beni sevseydin?
Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?
Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,
Hani kıyamet koptuğunda...
Ben seni sensiz sevdim...
Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!
07-10-2000

M.Ahsen SAKAREİSOĞLU

korkuyorum sevmekten

Her gün yanında olamamaktan korkuyorum

Sesini duyamamaktan

Seni görünce, sana alışmaktan da korkuyorum

Nedense sensizlikten de korkuyorum

Bir gün hoşça kal demenden

İstemesem de;

Bir gün, bir gül gibi

İçimde solmandan korkuyorum

Hafızamda bırakacağın hatıralardan

Hatıralardan kaçamamaktan

Adını unutamamaktan korkuyorum

Ah be güzelim;

Ben seni sevmekten korkuyorum.

Benimkisi sadece bir sevda

Göz yaşlarımla söndüremediğim

Korkularımı yenemediğim

Söyleyemediğim

Fakat, kendimi tükettiğim

Ve beni;

Yedi kat yerin dibine sokan

Utandıran, korkutan

An be an içimi yakan

Cesaretsiz bir sevdan

Bu nasıl bir sevda ?

Anlayamıyorum

Ah be güzelim;

Ben seni sevmekten korkuyorum.

Biliyor musun;

Aklımdan hiç çıkmıyorsun.

Sen benim;

İmkansızlar bahçesinden koparttığım

Edâlı gülümsün.

Hiçbir zaman koklayamayacağım

Adını söylerken burkulacağım

Sevmekten hep korkacağım

Fakat, ömrüm boyunca unutmayacağım

Edâlı gülümsün.

Ah be güzelim;

Aslında sen benim,

Kendi ömrümsün


MKÖ

sen aklıma gelince

Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim,burkulur içim..
Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim...

Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Burkulur işte o zaman içim...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini...

Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim...

Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
'' Bugün neler oldu neler '' diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur...

Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim....

Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...

23.03.2005 Ankara

Nurdan Ünsal

8 Eylül 2009 Salı

Düş Kırıklığı

Düş Kırıklığı

Yanlış adreslere uzanmak mı
Hüznü yoğunlastıran
Etkisi azalan sevgiler mi
Yiten ne anlmıyorum
Sen bulup bulup kaybettiğim sevdam
Bu giz ne
Kar yağıyor yüreğime
Üşüyorum..

Yanlış yazılmış öyküler mi
Saklıyor güneşimi
Kimsesizlikten mi ürperiyor yüreğim
Solan ne göremiyorum
Sen güzelliğine doyamadığım şehir
Bu surat ne
Çiçekler bekliyorken
Ölü kuşlar konuyor ellerime
Korkuyorum..
-alıntı-